Ulus Haber
» 
- Fethullah Gülen’le görüştüm
a aa
Tarih : 02 Mart 2014 8:18
- Fethullah Gülen’le görüştüm
- Fethullah Gülen’le görüştüm
reklam

-fethullah-gulenle-gorustum--0203141200_m

Son dönemde hükümetle arası gergin olan en önemli sermaye çevrelerinden biri de Koç grubu. Hürriyet gazetesinden Cansu Çamlıbel, aylardır hiçbir röportaj teklifini kabul etmeyen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ile Nakkaştepe’deki ofisinde görüştü.

Gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Mustafa Koç, Fethullah Gülen’le görüştüğünü ve kendisine ananas gönderdiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan’ın sürekli TÜSİAD’ı eleştirdiğine ilişkin bir soruya Mustafa Koç’dan dikkat çeken bir cevap geldi. Koç, hükümetlerin TÜSİAD’ı sürekli eleştirdiklerine ancak kapalı kapılar ardında TÜSİAD’ın hükümetlerle iyi ilişkiler içinde olduğunu söyleyerek, Başbakan Erdoğan’ın popülist siyaset yaptığını belirtti.

Koç’un bu soruya ilişkin verdiği cevap şöyle:

TÜSİAD üzerinden popülist siyaset yapmak her partinin, her iktidarın yaptığı şeydir. Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Dolayısıyla sadece bu iktidara özel bir şey değil. Geriye dönüp baktığımızda 70’li senelerden itibaren bu böyleydi. Ama kapalı kapılar ardında hükümetler yine de TÜSİAD’la iyi ilişkiler içinde olurdu. Böyle büyük bir sivil toplum kuruluşu için bundan daha doğal bir şey olamaz. Ümit Hanım’ın devri de çok zordu. Muharrem Bey’in de devri çok zor bir devir. Allah kolaylık versin. Kendisine destek olmaya çalışıyoruz. Ben Muharrem Bey’i tanıdığım kadarıyla eğer bir şeye inanıyorsa ondan bir adım taviz vermez. Her ne kadar yumuşak görünse de çok sağlam bir duruşu vardır. Nitekim geçenlerde maruz kaldığı o hakarete girecek olan sözlere de tereddüt etmeden gerekli cevabı verdi. İsterdik ki TÜSİAD Genel Kurulu’nda yapmış olduğu o fevkalade konuşmadaki iyi niyetli ve yapıcı sözler dikkate alınsın. Fakat orada da reaksiyon çok daha değişik oldu. Siyasi üslup daha yapıcı, herkesi kucaklayıcı, barışçı ve belli bir saygı düzeyinde olmalı. Ülkemizin devlet ve devlet adamı kültürü de bunu gerektirir.”

Röportajda dikkat çekici diğer bölümler ve Koç’un hükümete gönderdiği üstü kapalı göndermeler şöyle:

Sizin şahsen Fethullah Gülen ile nasıl bir ilişkiniz var? Hiç görüştünüz mü?

Ben Türk ekonomisinin neredeyse yüzde 10’unu oluşturan bir topluluğun yönetim kurulu başkanıyım. Hangi kulvardan olursa ülkemizde önemli ve etkili olan tüm isimlerle görüşebilirim ve görüşürüm. Bu da kimseyi ilgilendirmez. Bu bağlamda, ben kendisiyle görüştüm.

En son ne zaman görüştünüz?

Mayıs ayında ABD’ye gittiğimizde görüştüm.

Peki kendisiyle görüşmüş olmanız Türkiye’deki meşru hükümete karşı dış güçlerin de desteğini alan yeni bir dizayn arayışı mı?

Bunların hepsi tamamen hayal ürünü. Biz hiçbir zaman siyaseti tasarlayan, içinde olan bir konumda olmadık. Hep tarafsız kaldık. Ben bugün TÜSİAD, MÜSİAD, TUSKON gibi bütün önde gelen sivil toplum kuruluşlarıyla da ilişkiler içindeyim. Afrika’da iş yapıyoruz. 2011 senesinde Güney Afrika’da çok ciddi bir alım yaptık. TUSKON’un Afrika’daki faaliyetleri belli. Bir kere beraber Afrika’ya gittik, ortalık birbirine girdi. Oysa iş geliştirme açısından bundan daha normal bir şey olamaz.

GAZETEDEN ÖĞRENDİM

Gülen’in sizin Uganda’da bir rafineri alabilmeniz için o ülkenin devlet başkanı üzerinden devreye girdiği de doğru mu?

Ben de CEO’muz da böyle bir rafinerinin varlığından ve bizim de dikkatimize getirildiğinden gazeteler aracılığıyla haberdar olduk. Biz kurumsal ve çok büyük bir yapıyız. Bu tip yurtdışı ihale fırsatları olunca da profesyonel kadrolarımız değerlendirir, uygun görürlerse plan ve projeyle bize gelirler. Bu konu enerji grubumuza aktarılmış, onlar da ilgilenmeyeceğimizi söyleyerek geri dönmüşler. Velev ki böyle bir şey olsaydı, bir Türk şirketinin Afrika’da bir rafineri almasından daha doğal ne olabilir ki? İnsan böyle bir şey olsa ülkesi adına mutlu mu olur, yoksa üzerine komplo teorileri mi üretmeye çalışır?

Peki eğer böyle bir gündeminiz yoksa sizin neden ülkede yeni dizayn peşinde olduğunuz iddia ediliyor devamlı?

Ülkemizde komplo teorisi merakı olduğu için memlekette ne ters giderse hep dışarıdan bilinir. Dış güçler denir, Amerika denir, İsrail denir. Bir de onların içerideki uzantıları denir. Bizi de ona yakıştırıyorlar. Bunun sebebini bilmiyorum. Komplo teorilerine bu kadar zaman ve enerji harcayacağımıza gerçek sorunlarımıza odaklansak, işimize bakıp yatırıma, kalkınmaya, istihdama odaklansak daha doğru olmaz mı? Bizim içeride de dışarıda da itibarımız çok şükür gayet iyi. Dışarı ile ilişkilerimiz gayet iyi. İster istemez insanlar ‘Türkiye’de neler oluyor’ diye soruyorlar. Biz de dilimizin döndüğü kadar anlatmaya çalışıyoruz. Yakın zamana kadar da Türkiye’nin ne kadar iyi gittiğini, Ortadoğu’da büyük ağabey olarak karar verici bir rol oynadığını anlatıyorduk. Ama aynı zamanda yanlışlar yapılıyorsa ve biz de bunu gayet iyi niyetli bir şekilde dile getiriyorsak bunun neresi yanlış? Daha çok kısa bir zaman önce TÜSİAD Başkanımız Sayın Muharrem Yılmaz böyle bir açıklama yaptığı için vatan hainliğiyle suçlandı. Bu olacak şey değil.

ANANAS LEZZETLİYDİ

Bana Türkiye’nin dört bir yanından, bayilerimizden yörelerine özgü pek çok şey geliyor. Yoğurdundan, baklavasından halısına ne isterseniz. Yok o ananas değilmiş de elmasmış, yok o bir şifreymiş. Bana ananas yollandı. Ben de aradım teşekkür ettim. Bu kadar basit. Bildiğiniz ananas yani, bu arada gayet de lezzetliydi. Sonra öğrendik ki Uganda rafinerisiyle değil de ananasıyla meşhurmuş. Hakikaten. (Gülüyor)

Peki ya tespih?

Beni tanıyan herkes uzun yıllardır tespih koleksiyonum olduğunu bilir. Hatta basında da yer almıştı. Hediye olarak gelen bir tespihe bambaşka anlamlar yüklenmesini anlamakta güçlük çekiyorum.

TARAF DEĞİLİZ

Siz kendinizi hükümet–Cemaat çekişmesinde bir taraf olarak görüyor musunuz?

Kesinlikle görmüyorum.

Koç Grubu olarak ikisine de eşit mesafede duruyoruz diyebiliyor musunuz?

Tabii. Bizim Cemaat’le ya da hükümete ne gibi bir problemimiz olabilir ki? 2008 senesinde AK Parti’nin kapatılması için dava açıldığında tesadüfen yurtdışındaydım. Bana ne düşündüğümü sordular. Ben de “Bir demokraside yapılacak en son şeydir. Bu parti bir daha kapatılırsa daha kuvvetli bir şekilde haklı olarak geri gelir. Demokrasilerde parti kapatmalarla bir yere varılmaz, çok yanlış bir yöntemdir” dedim. Türkiye’ye döndüm. ‘Mustafa Koç AK Parti’nin kapatılması için Washington’da lobi yapıyor’ diye bir söylenti çıkardılar. Sayın Başbakan’a gidip durumu izah ettim. O da anladı sağ olsun. Ankara ile aramızda çok ciddi dezenformasyon yapılıyor. Bizim hükümete yakın olmamızı istemeyen bir kesim var. İftira üzerine iftira, yalan üzerine yalan, bir yere kadar. En sonunda kendinizi çekiyorsunuz tabii. Bakın biz geçmişten beri hiçbir zaman günlük siyasi çekişmelerin içine girmedik ve tarafsız kaldık. Ama ülkemizin tüm meseleleriyle de ilgilendik ve katılımcı olduk. Böyle de devam edeceğiz. Sonuç olarak bu ülke hepimizin ülkesidir ve tabii ki sahip çıkmak da sorumluluğumuz ve görevimizdir.

Başbakan ile en son ne zaman görüştünüz?

Bir sene kadar oldu.

DİVAN OTELİ SIĞINAN HERKESE KAPISINI AÇAR

Gezi protestolarında çıkan mesajları hep siyasetçilerin alıp almadığı konuşuldu. İş dünyası o mesajlardan ne aldı, siz ne gördünüz orada?

Ben fevkalade sağlıklı gördüm, çünkü bu hiçbir ideolojiye dayanmayan tamamıyla sosyolojik bir hareketti. Bu da çok daha iyi yönetilebilirdi ama bunu polis zoruyla bastırmaya çalışmak işi çok başka bir yere taşıdı. Biz de Koç Grubu olarak kendimizi yine komplo teorilerinin içinde bulduk. Bunun ana nedeni de Divan Oteli idi. Otelin yerine baktığınız zaman Gezi Parkı’ndan çıktığınız anda caddeyi geçer geçmez sığınacak tek yer olduğunu görürsünüz. 1950’den beri o civarda soyguna uğrayan, tacize uğrayan, yabancı, genç, kadın kim varsa Divan Oteli’ne sığınmıştır. Polisten kaçan insanların da direkt Divan Oteli’nin kapısına dayanmasından daha normal bir şey olamazdı. Biz de insani hassasiyetlerle kapılarımızı açtık. Efendim altıncı kattan Koç ailesinin fertleri olayları yönetiyormuş gibi yine aslı astarı olmayan iddialar ortaya attılar. Sizi temin ederim hiçbir Koç ailesi ferdi otelde bulunmuyordu ve otel yönetimine hiçbir talimat da verilmedi.

Oteli sahra hastanesine çevirdiğiniz, ecza deposu haline getirdiğiniz, erzak dağıttınız iddia edildi.

Tabii daha neler neler… İSPARK’a ait otel otoparkı sanki şahsım tarafımdan işletiliyormuş gibi yansıtıldı. Basın üzerinden gerçekdışı birçok ithama maruz kaldık. Üniversitemiz 30 bin kumanya dağıtmış, otelimizde 20 bin askeri sedye varmış gibi tamamen yalan pek çok bilgi basına servis edildi. O süreçte hakkımızda yayınlanan 50’ye yakın habere tekzip süreci başlattık. Davaları da hukuk müşavirliğimiz takip ediyor. Sürecin takipçisi olmayı sürdüreceğiz.”

Etiketler :

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ

    • 29 Ekim konserini iptal ettik, ilgili personeli de kovduk

      29 Ekim konserini iptal ettik, ilgili ...

      Bolu Valiliği, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi Türk Halk Müziği Topluluğu'nun 29 Ekim'de vermeyi planladığı Cumhuriyet Bayramı temalı konser iptal edildi. Konserin yapılacağı alanın...

    • IŞİD petrolden günde 1 milyon dolar kazanıyor

      IŞİD petrolden günde 1 milyon dolar ka...

      ABD'nin terör ve finanstan sorumlu Hazine Bakanlığı Müsteşarı David Cohen, radikal selefi IŞİD örgütünün kaçak petrol ticaretinden günlük olarak 1 milyon dolar para kazandığını söyledi. Cohen, IŞİD’in söz...

    • ‘Erdoğan’ın AKsaray’ı kaçak çıktı!’

      ‘Erdoğan’ın AKsaray’...

      Atatürk Orman Çiftliği'ne yapılan "AK SARAY"ın oturma izninin olmadığı ortaya çıktı. Bu durum Ankara Büyükşehir Belediyesine soruldu: Belediye "bize değil Başbakanlık'a sorun" yanıtı verdi... Mahkemenin...

    • Kıvranarak ölmesini izlediler!

      Kıvranarak ölmesini izlediler!

      Türkiye’den İspanya’ye gelirken Madrid Uluslararası Adolfo Suárez-Barajas Havaalanında ebola hastalığına yakalandığı kuşkusu ile acılar içinde ölüme terk edilen Nijeryalı vatandaş ile ilgili yeni bilgiler...

    • “Biz gidersek Türkiye’de her şey kötüleşir”

      “Biz gidersek Türkiye’de her şey kötül...

      AKP İstanbul İl Danışma Meclisi Ekim ayı Toplantısı'nda konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç seçim süreciyle ilgili bazı açıklamalarda bulundu. "BİZ GİDERSEK TÜRKİYE'DE HER ŞEY KÖTÜLEŞİR" Konuşmasına...

Bu habere hiç yorum yapılmamış.